Çizgi Roman Sektörü Ne Kadar Kötü?

 

 

“Türkiye’de ki çizgi roman sektörü dibe vurmuş durumda. Beş para etmeyişini bir kenara koyarsak, uğraşmaya dahi değmez!” Gibi bir cümle ile başlayacağımı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz sevgili arkadaşlar. Türkiye’de ki çizgi roman sektörü, tabiri caiz ise yataktan kalkmaya çalışan uykulu bir kardeşimiz gibi şu an. Üstünde, dünden kalma bazı yükler ve fazlalıklar taşımakta. Güzel bir duş ve kahvaltı sonrası canavar gibi olur. Olacakta…

Peki, süper miyiz?

Hayır! Süper olmaktan çook uzağız. Uzağız ama yakın olan ülke de yok, onu da belirtelim. Çizgi roman dünyasının en güçlü ülkesi olan Amerika’da dahi sıkıntılar mevcut. Sürekli yeni oyunlar, yeni filmler yahut animasyon çıkartıyor olmaları ne yazık ki “Çizgi Roman” sektörlerinin iyi olduğunun göstergesi değil. Sadece daha önce yaptıkları yatırımların karşılıklarını alıyorlar.

O zaman bizim sorunumuz ne?

Bizim sorunumuz kesinlikle üretim eksikliği. Türkiye’de çizgi roman üretimi yapan kişi ve kurumlar bir elin parmaklarını geçmiyor ne yazık ki. Onlar da yaptıkları satışlar ile piyasaya yeni atılacak yazar ve çizerleri korkutuyorlar.

 

Birçoğunuz “Tamam, satış yok işte!” diyerek olayı kapatmak isteyebilir lâkin satış olmamasının yüzbinlerce farklı sebebi vardır ki bunun Türkiye’de ki çizgi roman sektörüne olan ilgi ile ufaktan yakından alakası yoktur. Reklam, tanınırlık, git gide artan başarı grafiği, vb düzgün yakalanamadığı zaman, en ünlü dergi ve gazetelerin dahi satışlarında azalma olur. Hayır, bizim sorunumuz kesinlikle bu değil. Bizim sorunumuz, insanların istediğini verememek ve bunu yeteri kadar üretememek…

Yani girişimci yok mu?

Var olmasına var ama onların ne kadar bu sektörün içinde olduğu tartışılır.

 

Evde oturup “Ulan bu adamlar da amma para kazanıyor… Biz de çizgi roman işine mi girsek? Paraya para demeyiz.” Şeklinde gelişen diyaloğun ardından çıkan sözde girişimciler, hâlihazırda var olan her hikâyeyi ve karakteri alıp, isimlerini değiştirdikten sonra satabileceğini ve prim yapabileceğini düşünüyor ne yazık ki. Bu sözde girişimciler yayınevlerinden birer birer kovulunca da piyasanın adı kötüye çıkıyor.

 

“Türkiye’de kimse çizgi roman okumaz abi!”

Yerseniz.

Yayınevinin hiç mi suçu yok?

Aslına bakarsanız bir kısmının suçu var, bir kısmının yok. Genel olarak çizgi roman sektörüne ilgili olan yayınevleri, hâlihazırda basılmış ve satılması garanti olan eserleri tercih ediyor. DC ve Marvel gibi ünlü markaların, en sevilen karakterlerinin yayın haklarını satın aldıktan sonra çevirisini yapıp satıyorlar ve keyiflerine bakıyorlar. Garantici oldukları için onları suçlayamayız.

Bir de aynı vatandaş gibi “Bizim ülkede de bir şeyler yapılsa keşke…” diyen yayın evleri de var. Lâkin bu yayınevleri de sözde girişimcilerimiz tarafından sabote edilince adamların kimseye güveni kalmıyor. “Merhaba, biz bir çizgi roman bastıracaktık.” Şeklinde konuşmaya kim girerse girsin, yayınevi sahipleri önyargı ile yaklaşıyor. Bir anlık heves ile gayri özgün paçavraların geldiğini zannediyor. Bu da çoğu gerçek girişimcinin, yazarın ve sanatçının hevesini kırıyor.

 

 Türkiye çizgi roman okumaya hazır mı?

Eğer Türkiye çizgi romanın ne olduğunu gerçek anlamda öğrenirse, sonuna kadar hazır bekleyen bir kitlesi var. Lâkin küçük bir kesim (Kendilerine “Geek” diye hitap ediyorlar) dışında neyin ne olduğu hakkında fikir sahibi olan kimse yok. Birçok insan karikatür diyor, birçok insan çocuk işi diyor, birçok insan içinse resimlerine bakılıp geçilecek sayfalardan ibaret. İçindeki kurguyu, hikâyeyi, sanatı ve tasarımı anlayacak/değerlendirecek az insan var.

İnsanlara bunu tanıtmak, göstermek içinse üretim gerekiyor. Ne kadar fazla üretim yapılır, piyasaya ne kadar çok çizgi roman girerse, tanınırlık ve bilinirlik o derece artar. Belirli bir süreden sonra da “Ç” demeden “Çizgi Roman” demeye başlar insanlar. Başladığı zaman, Türkiye’de ki çizgi roman sektörü gerçek gücüne ve büyüklüğüne ulaşacaktır. Bundan eminim.