Neden Manas Çizgi Roman

 

Kitaplar, çizgi romanlar ve benzeri üretimler yaydıkları fikir ve hikâyeler ile bulundukları toplumun temellerini inşa etmektedir. Geçmiş zamanın sözlü anlatımları, destanları ve efsaneleri nasıl ki insanların geleceklerine bakışlarını değiştiriyorsa, şu an basılmakta olan bu yazılı eserler de insanımızı aynı derecede etkilemektedir. Bu yüzden de toplumumuzun temellerine bir katkımız olsun, gerekirse yeniden inşa edelim diyerek kolları sıvadık.

Bu temel nasıl oluşturulacak?

Bir toplumun en değerli yapı taşı ve dahi geleceği olan genç nesil, beslenme tipine göre gelecek vaat etmektedir. En büyük besinleri ise onları hayal güçlerini ve yeteneklerini en iyi şekilde kullanmaya iten, beyinsel gelişimlerini tamamlamada yardımcı olan eserlerdir. Okul çağında olduğu halde balon kafalı hilkat garibeleri yüzünden parmaklarını saymaktan öteye gidemeyen genç neslin, uzaya gitmeyi hayal etmemesinin en büyük sebebi bahsi geçen besin eksikliğidir. İşte tam bu noktada, insanların zihnini köreltmek yerine keskinleştirmeyi tercih eden faydalı eserlere ihtiyaç duyuluyor.

Geçmişten günümüze kadar hem faydalı, hem de zararlı eserler insanlara aktarılmıştır. Bunların zararlı olanlarının her ne kadar kötü niyetli yapıldığına inanmak istemesek de, en iyi aktarımın yapılmasının şart olduğu düşüncesinde hemfikiriz. Biz, Manas Çizgi Roman ekibi olarak aktardığımız hikâyelerimizde geleceği ve geçmişi değerlendirecek, farklı yorumlar getirerek hikâyelerimizde hem eğlendirecek hem de zihinlerimizin parlak kalabilmesi için çaba sarf edeceğiz.

Temel nasıl sağlam kalacak?

Şüphesiz ki insanların bakış açılarını en çok etkileyen yapılar televizyon ve sinema sektöründen çıkmaktadır. Bunların faydalı kesiminin büyük çoğunluğu ise kitaplardan yahut çizgi romanlardan uyarlanmış olanlarıdır. Bu uyarlamalarda ne kadar dışa bağlı olursak, insanımızın da beyni bir o kadar yıkanır kanaatindeyiz. Biz, fikir aşılama amacı gütmeden paylaşacağımız eserlerimizde hem ağa dizilerinden sıkılmış insanımıza bir umut, hem görsel yayın organlarına bir kaynak, hem de farklı dünyalar keşfetmek isteyen insanlarımıza aracı olacağız.

Bu temelden çıkarımız nedir?

Hedeflerimiz arasında ısrarla vurguladığımız “Yerli” kelimesinin her zaman arkasındayız. Hayalimiz, sırt çantasında kahramanlarımızın çıkartmalarının olduğu bir çocuk. Hayalimiz, okul sıkıntılarından sıyrılıp rahatlayan ve hedefleri doğrultusunda düşünmekten korkmayan bir gençlik. Hayalimiz, Pazar kahvesini yudumlarken içi kıpır kıpır olacak bir amca.

Peki, neden Manas Çizgi Roman?

Manas Çizgi Roman, herhangi bir art çıkar gözetmeksizin yayın yapmayı hedeflemektedir. Aynı niyetle sektörde iş yapan kişi ve kurumların yanında; Türkiye’de yapılmamışı yapıp, başarılmamışı başarmanın peşindedir.

Bu hedeflerimize “Siz” kadar uzağız. Sizinle birlikte, daha güçlü bir gelecek kurmaya hazırız.

 

Çizgi Roman Sektörü Ne Kadar Kötü?

 

 

“Türkiye’de ki çizgi roman sektörü dibe vurmuş durumda. Beş para etmeyişini bir kenara koyarsak, uğraşmaya dahi değmez!” Gibi bir cümle ile başlayacağımı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz sevgili arkadaşlar. Türkiye’de ki çizgi roman sektörü, tabiri caiz ise yataktan kalkmaya çalışan uykulu bir kardeşimiz gibi şu an. Üstünde, dünden kalma bazı yükler ve fazlalıklar taşımakta. Güzel bir duş ve kahvaltı sonrası canavar gibi olur. Olacakta…

Peki, süper miyiz?

Hayır! Süper olmaktan çook uzağız. Uzağız ama yakın olan ülke de yok, onu da belirtelim. Çizgi roman dünyasının en güçlü ülkesi olan Amerika’da dahi sıkıntılar mevcut. Sürekli yeni oyunlar, yeni filmler yahut animasyon çıkartıyor olmaları ne yazık ki “Çizgi Roman” sektörlerinin iyi olduğunun göstergesi değil. Sadece daha önce yaptıkları yatırımların karşılıklarını alıyorlar.

O zaman bizim sorunumuz ne?

Bizim sorunumuz kesinlikle üretim eksikliği. Türkiye’de çizgi roman üretimi yapan kişi ve kurumlar bir elin parmaklarını geçmiyor ne yazık ki. Onlar da yaptıkları satışlar ile piyasaya yeni atılacak yazar ve çizerleri korkutuyorlar.

 

Birçoğunuz “Tamam, satış yok işte!” diyerek olayı kapatmak isteyebilir lâkin satış olmamasının yüzbinlerce farklı sebebi vardır ki bunun Türkiye’de ki çizgi roman sektörüne olan ilgi ile ufaktan yakından alakası yoktur. Reklam, tanınırlık, git gide artan başarı grafiği, vb düzgün yakalanamadığı zaman, en ünlü dergi ve gazetelerin dahi satışlarında azalma olur. Hayır, bizim sorunumuz kesinlikle bu değil. Bizim sorunumuz, insanların istediğini verememek ve bunu yeteri kadar üretememek…

Yani girişimci yok mu?

Var olmasına var ama onların ne kadar bu sektörün içinde olduğu tartışılır.

 

Evde oturup “Ulan bu adamlar da amma para kazanıyor… Biz de çizgi roman işine mi girsek? Paraya para demeyiz.” Şeklinde gelişen diyaloğun ardından çıkan sözde girişimciler, hâlihazırda var olan her hikâyeyi ve karakteri alıp, isimlerini değiştirdikten sonra satabileceğini ve prim yapabileceğini düşünüyor ne yazık ki. Bu sözde girişimciler yayınevlerinden birer birer kovulunca da piyasanın adı kötüye çıkıyor.

 

“Türkiye’de kimse çizgi roman okumaz abi!”

Yerseniz.

Yayınevinin hiç mi suçu yok?

Aslına bakarsanız bir kısmının suçu var, bir kısmının yok. Genel olarak çizgi roman sektörüne ilgili olan yayınevleri, hâlihazırda basılmış ve satılması garanti olan eserleri tercih ediyor. DC ve Marvel gibi ünlü markaların, en sevilen karakterlerinin yayın haklarını satın aldıktan sonra çevirisini yapıp satıyorlar ve keyiflerine bakıyorlar. Garantici oldukları için onları suçlayamayız.

Bir de aynı vatandaş gibi “Bizim ülkede de bir şeyler yapılsa keşke…” diyen yayın evleri de var. Lâkin bu yayınevleri de sözde girişimcilerimiz tarafından sabote edilince adamların kimseye güveni kalmıyor. “Merhaba, biz bir çizgi roman bastıracaktık.” Şeklinde konuşmaya kim girerse girsin, yayınevi sahipleri önyargı ile yaklaşıyor. Bir anlık heves ile gayri özgün paçavraların geldiğini zannediyor. Bu da çoğu gerçek girişimcinin, yazarın ve sanatçının hevesini kırıyor.

 

 Türkiye çizgi roman okumaya hazır mı?

Eğer Türkiye çizgi romanın ne olduğunu gerçek anlamda öğrenirse, sonuna kadar hazır bekleyen bir kitlesi var. Lâkin küçük bir kesim (Kendilerine “Geek” diye hitap ediyorlar) dışında neyin ne olduğu hakkında fikir sahibi olan kimse yok. Birçok insan karikatür diyor, birçok insan çocuk işi diyor, birçok insan içinse resimlerine bakılıp geçilecek sayfalardan ibaret. İçindeki kurguyu, hikâyeyi, sanatı ve tasarımı anlayacak/değerlendirecek az insan var.

İnsanlara bunu tanıtmak, göstermek içinse üretim gerekiyor. Ne kadar fazla üretim yapılır, piyasaya ne kadar çok çizgi roman girerse, tanınırlık ve bilinirlik o derece artar. Belirli bir süreden sonra da “Ç” demeden “Çizgi Roman” demeye başlar insanlar. Başladığı zaman, Türkiye’de ki çizgi roman sektörü gerçek gücüne ve büyüklüğüne ulaşacaktır. Bundan eminim.